Zeynep DemirVIEW PROFILE →
Sonbaharda Kapadokya: kalabalıksız balonlar, üzüm hasadı ve unutulmaz bir kahvaltı
Yaz kalabalığı dağılınca Kapadokya en güzel halini alıyor. Altın ışıklı sonbaharda balonlar, Ürgüp bağlarında üzüm hasadı ve mağara sofralarında paylaşılan gerçek bir Türk kahvaltısı. Güzel yerleri ve nefis tatları sizin için bir araya getiriyorum.
Seyahat ve lezzet uzerine yazarken, hep paylasmaya deger yerleri ve tatlari aramaya calisiyorum, ve sonbahar geldiginde aklima ilk gelen yerlerden biri, hic kuskusuz masalsi Kapadokya oluyor, cunku yaz sicagi ve kalabaligi geride kalinca bu essiz cografya adeta en huzurlu ve en guzel halini takiniyor.
Cogu kisi Kapadokyayi yaz aylariyla ozdeslestirse de, aslinda gezginlerin cogu bahar ile birlikte sonbaharin, yani eylul ve ekim aylarinin bu bolgeyi ziyaret etmek icin en ideal donem oldugunda hemfikir, cunku hava artik yakici degil, tam tersine gezmek icin son derece dengeli ve keyifli bir hal aliyor.
Sonbaharin altin isigi
Rakamlara bakildiginda bu denge acikca goruluyor, zira eylul ve ekim aylarinda Kapadokyada sicakliklar genellikle on bes ile yirmi bes derece arasinda seyrediyor, ki bu da hem gunduz uzun yuruyusler yapmak hem de serinleyen aksamlarda bir mangal keyfi icin adeta bicilmis kaftan bir iklim sunuyor.
Bu mevsimin bana gore en buyuleyici yani ise, her seyi yumusatan o essiz altin isik, cunku sonbaharda gunes bolgenin peri bacalarini ve vadilerini bal rengine boyuyor, ve tam da bu donemde Urgup baglarinda baslayan uzum hasadi, manzaraya hem gorsel hem de lezzetli bir bereket katiyor.
Ustelik sezon disi olmanin cok somut avantajlari da var, cunku yaz aylarinin aksine tarihi vadiler ve acik hava muzeleri artik neredeyse bombos kaliyor, bu da fotograflariniz icin daha temiz kareler ve her koseyi aceleye getirmeden, kendi ritminizde kesfetme luksu anlamina geliyor.
Gokyuzunun sultanlari
Elbette Kapadokya deyince akla gelen ilk sey, gun dogumunda gokyuzunu susleyen o unutulmaz sicak hava balonlaridir, ve sonbaharin berrak, sakin havasi bu deneyim icin cogu zaman ideal kosullar yaratarak, peri bacalarinin uzerinde suzulurken hayatinizin manzarasini izlemenize olanak taniyor.
Kis aylarina dogru ise deneyim bambaska bir buyuye burunuyor, cunku kar serpistirilmis peri bacalarinin uzerinde ucan balonlar bir masal tablosunu andiriyor, ustelik bu donemde balon kalkislari biraz daha gec saatlere kayarken, magara otellerde de yuzde on bes ila yirmiye varan cazip indirimler sizi bekliyor.
Bu yuzden bence Kapadokya, sadece yazin gidilecek bir yer degil, aksine yilin farkli mevsimlerinde tamamen farkli yuzlerini gosteren, bu yuzden de defalarca ziyaret etmeye deger, cok katmanli ve hic bitmeyen bir kesif duygusu sunan gercek bir hazine niteliginde.
Sofrada bir kutlama

Ancak Kapadokyanin sundugu tek ziyafet manzaralar degil, cunku bu topraklar bir de gercek bir Turk kahvaltisiyla mideye ve ruha hitap ediyor, ve klasik bir kahvalti sofrasi ekmek, tereyagi, zeytin, beyaz peynir, salatalik, domates, recel ve balin yani sira demli cay ya da Turk kahvesiyle adeta bir mezze soleni gibi kuruluyor.
Benim icin bu kahvalti asla sadece bir ogun degil, tam anlamiyla bir deneyim, taze ve yerel malzemelerin dostlarla ve ailece paylasildigi bir kutlama, ve isterseniz Goreme, Uchisar ya da Urgupte duzenlenen yemek kurslarinda testi kebabi yapmayi ogrenip, yerel ailelerin sofralarina konuk bile olabilirsiniz.
Sonuc olarak size naçizane tavsiyem, bu sonbahar kalabaligin dagilmasini firsat bilip Kapadokyaya yolunuzu dusurmeniz, cunku eminim ki altin isikli bir vadi yuruyusu ile mangal atesinde pisen bir sofra arasinda, tıpki benim gibi, paylasmaya deger o eşsiz Turkiye hikayesini yeniden kesfedeceksiniz.






